Kalp Kapısı

2021 yılını kalp gözü yılı ilan ettim kendime.

Bugün gözümü açtığım ilk saatlerde geçtiğimiz yıl paylaştığım bir mesaj “kalp kapısından geçmeden, akıl kapısından geçmeyin” oldu. Sevgili Nazlı Çevik Azazi’nin şifa veren masallarını okuduğumda alıntı yapmışım. Ne de iyi yapmışım 😊 Meğerse bu yıla ve bu sabaha hazırlamış beni…

2020 ezberlerin bozulduğu, dünya üzerinde kimsenin bilmediği, yaşananlara dair başarı hikayelerinin yazılmadığı, kopya çekilemeyeceği bir yıl oldu. Nasıl da değiştik ve dönüştük. Bazen panikledik bazen az sakin deyip durulduk. Empatiyi, sevgiyi, iletişimin binbir türlü çeşidini deneyimledik ve öğrendik. Bir taraftandan da sevdiklerimizi vuslata uğurlayarak yolcu ettik. Anılarda kaybolduk.

Yolda olmaya yolcu olmaya devam ettik ama herşeye rağmen inançla ve tutkuyla…

Ben hayalini kurduğum ağacıma “zeytinime” yani evime kavuştum. Tatlı telaşlarla koşturdum. Yeni tanışları, yeni öğretileri, yeni heyecanları büyük bir heyecanla kucakladım.

Tam bir yıldır devam eden masallarla erdem yolculuğuma Cem hoca’nın kalp yolu eğitimlerini de ekledim. Okumaya, yazamaya devam ettim. Şefkati, cömertliği, cesareti, adaleti, zarafeti ve halimden memnuniyeti bizatihi yaşayarak deneyimledim ve deneyimliyorum. Her biri Erdem’li olmak adına…

Bu arada 2020’nin son haftası cidden önceki 52 haftayı unutturdu diyebilirim. Bazen karnıma sert bir yumruk yemiş gibi oluyorum (itiraf ediyorum hiç yemedim ama yaşadıklarımdan az çok anlayabildim). Derin derin nefes aldırdı, söz gümüşse sükut altındır dedirtti resmen. Üzüldüm, canım acıdı. Sonra bir kenara çekilip sustum ve dinledim. Ya aklıma derste konuştuklarımız geldi yada küt diye bir sosyal mesaj paylaşımı ekranıma düşüverdi. Tesadüflere inanmayan ben bolca teşekkür ettim. Hayatımda ilk defa kendimden özür diledim. Değişik bir duyguydu. Alma verme dengemde kantarımın topuzu biraz kaçmıştı çünkü.

Hani hayat amacımı buldum demiştim ya birkaç kez. Paylaştıkça çoğalmak ve çoğaldıkça daha çok paylaşmak demiştim hatta. Üstelik bu tüm canlılar için geçerli. Çünkü bir köpeciğin/kediciğin ameliyatı ve tedavisi, bir ağacın kesilmemesi için verilen destek, bir çocuk okusun diye koşturmak, etrafımdaki canlara destek olmak, rehber olmak iyi geliyor bana. Ben böyle besleniyorum ve hep kendime +1’ler koymaya, arayıp bulmaya çalışıyorum.

Bugün sevgili Pınar Gogulan’ın Siyah adlı kitabını okurken bir kızılderili atasözü gelip buluverdi bu defa da! “Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Oysa bilgi mazidir, hikmet ise gelecek”. Erdem yolculuğumun aslında hikmetin peşinden gitmek olduğunu fark ettim ben bugün. Ve sonra Thich Nhat Hnah’ın beraberoluşu canlandı zihnimde “ayrıyken farklı anlamların birlikteliğinde oluşan mana” ve benim mana peşindeki yolculuğum…

Sevgili Ayşıl ile çalışırken demişti ki; “Öfke, açgözlülük ve cehalet” en kritik üçlü. Gerçekten de bu üçlü tüm hayatımızı vezir de ediyor, rezil de… İşte son haftalardaki deneyimim özellikle bu üçlüyle olan sınavımdı diyebilirim. Canınız yanarken öfkeyi dizginlemek, cehaletin karşısında dik durmak ve açgözlülüğe cevapsız kalmak yada kalabilmek benim için değişik bir öğretiydi. Hocalarıma da teşekkür ediyorum.

Sevgili Şehime’nin “Kahramanın yolculuğu” atölyesinde müttefikler ve düşmanlar olur diyordu. Benim yolculuğumdaki karakterler çok ilginçti. Üstelik bu karakterlerden bir tanesi beni bir merhabadan öte tanımıyordu bile. Şimdi bunları yazarken gülümsüyorum. Ama itiraf ediyorum bu aşamaya gelene kadar birkaç damla döküldü gözlerimden, boğazım düğüm düğüm oldu. İşte orada sessiz kalabilmek en büyük sınavımdı galiba. Çünkü telefona sarılıp benim iyi bir yüreğe ihtiyacım var deyip konuşabileceğim kişileri düşündüğümde (ki bir kaçını hemen aradım 😊) daha da mutlu oldum. O kadar çoktu ki! Şükürler olsun.

Geçtiğimiz gün katıldığım atölyelerden birinde insanın üç beyni var diye anlatılmıştı. Biri belki yüzde beşini veya altısını kullandığımız kafatasına saklı beyin, diğeri bağırsaklar ve üçüncüsü ise “kalp”. Doğru duydunuz kalp. Bağırsaklar “farkındalıktır”, beyin “analitiktir” iyi-kötü, var-yok netliktir yani. Kalp ise; anıları biriktirir diyordu hoca.

O yüzden yıllarca yaptığınız yatırımlar, aldığınız eğitimler (x, y, z üniversitesinden mezun olmak, yüksek lisans yada doktora yapmak dahil!) okuduğunuz kitaplar, katıldığınız atölyeler, gezdiğiniz ülkeler adı her neyse, kelimelere döküldüğünde yakıyor mu, yıkıyor mu bir bakmak gerek. Eyleme geçmeden ölçüp biçmek demek. Ben bazen işyerinde yeni başlayan arkadaşlara işimizle ve kaliteyle ilgili açıklama yaparken hep derim ki; bir müşterinin bizim ürünümüzü alması 2-2.5 yılı bulabilir, ama bizden vaz geçmesi maksimum iki buçuk saniye. O nedenle de edep ve had bilmek gerek ve bu öğreti bence aileden geliyor. En azından ben öyle öğrendim ve inanıyorum.

Adı ister covid olsun, ister cehalet, ister öfke… Kısacası, kalp kapısını geçmeden yol almamak gerek. Bugün, yarın ve her daim yolum kalp yolu olsun ve kalp gözüm açık olsun. Tabii ki farkında ve net olarak. Flulaştığında eminim içinizden biri bana rehberlik edecektir. O yüzden size de şimdiden kocaman teşekkür ediyorum.

Bugün yine Siyah’ta okuduğum bir özlü sözle bitireyim.

“Muzafferiyetleri kazandıran ne orduların kuvvet ve heybeti ne de silahların intizam ve mükemmeliyetidir. Muzafferiyetleri sağlayan, kalp ve ruhu kuvvetidir.”

Kalp gözümüz de kapımız da açık olsun…

Bütün yollar kalbimize çıksın…

Sevgiyle ve şefkatle,

İmza : Ben

1 Ocak 2021, Urla, İzmir

 

 

Kalp Kapısı” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s