İnsan Olmanın Ölçüsü Nedir?

İlk bakışta dışlanmış bir cücenin hikâyesi gibi görünen bu roman, aslında insanın kabul görme arzusunu, ötekileştirilmeyi, güzellik ve çirkinlik kavramlarını, sanatın iyileştirici gücünü ve toplumun vicdanını anlatıyor. Ama en çok da... İnsanı anlatıyor. Kitapta beni ilk durduran cümle şu oldu: "Her insanın içinde çok büyük ve yenilmez bir umut gizlendiğini, en dayanılmaz acıların bile bu umudun hakkından gelemeyeceğini..." Çünkü hayat bazen bize her şeyin bittiğini düşündürür. Ama içimizde, vazgeçmeyen küçücük bir ses hep yaşamaya devam eder. Belki de umut tam olarak budur. ---- Roman ilerledikçe bu sorular yalnızca Jaïro'ya değil, bana da yönelmeye başladı. Hayatımda beni "öteki" hissettiren zamanlar oldu mu? Olduysa beni yalnızlaştıran gerçekten farklı olmam mıydı, yoksa insanların bana yüklediği anlamlar mı? (ki oldu! Onlarla yeniden buluştum) ----- Michel del Castillo bu kitap için "Bu mutlak umutsuzluğun kitabıdır." demiş. Ben ise kitabı bitirdiğimde umutsuzluğu değil, umudun direncini düşündüm. Aktif Umudu!

Açık kapı…

Bu defa farklı olan neydi dedim kendime. Neyi öğrenmem gerekiyor? Görmem gereken ne diye soruları sıralarken cevap geldi. Çok netti. “Anlaşılmayı beklemek” beklentisini bırak. Durumu kurtarmaya çalışmadım. Netleştirdim konuyu. Üstelik; Matematiksel, Bilimsel ve İnsani/Kalbi Duyguların açıklamalarıyla. Sınırımı ve alanımı korumak kendime olan saygım ve sorumluluğum gereği gerekliydi. Ve öylede oldu.

Alışkanlıklar ve İnsan…

Sıkılmadın mı okumaktan? Oku oku nereye kadar? Bu kadar okuyunca ne oluyor? Eveeeet bir canlı kitap eksikti! İnsan yolda müzik filan dinler, okumakta ne! Anlıyor musun gerçekten? Dikkatin dağılmıyor mu? Hem bu kişisel gelişim kitapları da yetmedi mi? Gibi sorulara cevapla geçiyor bazı günler. Bir çeşit hobi diyeyim, meditasyon diyeyim, farklı dünyalarda veya diyarlarda gezmek, …

Okumaya devam et Alışkanlıklar ve İnsan…

Altıncı Koğuş

Anton Çehov’un bir asrı aşkın bir süre önce yazdığı içerik, bana sadece, dekor, sahne ve oyuncuların değiştiği ama senaryonun hep aynı kaldığı bir oyun gibi geldi. Şu an günümüzde de yaşadığımız neredeyse aynı. Aramızda zinhini sadeleştirenlerimiz, an’da kalmaya başaranlarımız var tabi. Ya da İlhami Güngören hocanın dediği gibi “Yaşamayı, problemlerin çözümüne ötelemeyen”lerimiz! Önyargısız zihinler var …

Okumaya devam et Altıncı Koğuş

Dönüşüm

Kitabı aldığımdan bugüne aylar geçti. Ege’yi yurda yerleştirdikten sonra otele giderken tavsiye kitaplarımın bir kısmını okumak için almıştım. Albert Camus sonrası Sevgili Ali Koç önermişti. Listem uzundu! Ve “Dönüşüm” onlardan biri idi. Ama o gece nedense başka bir kitabı tercih etmiştim başlamak için. Hatta sonra kitapları aldım, başladım diye konuşurken ilk soru; Dönüşüm'le başlamadın değil …

Okumaya devam et Dönüşüm

Yabancı

Bir süre önce blog sayfamı düzenlerken kitap önerileri diye bir kategori tanımlamıştım. Bilenler var aranızda, beni birkaç kitap kulübüm var. Birkaçı ile çok sık bir araya gelemiyoruz belki, ama listeler paylaşılır kitaplar okunur ve bir şekilde akılda kalanlar paylaşılır ve çoğalır. Grubumun biri İstanbul’da; onlar okunacak kitapları paylaşıyorlar, ben alıyor ve okuyorum. Uzaktan katılımı henüz …

Okumaya devam et Yabancı