İnsan Olmanın Ölçüsü Nedir?

İlk bakışta dışlanmış bir cücenin hikâyesi gibi görünen bu roman, aslında insanın kabul görme arzusunu, ötekileştirilmeyi, güzellik ve çirkinlik kavramlarını, sanatın iyileştirici gücünü ve toplumun vicdanını anlatıyor. Ama en çok da... İnsanı anlatıyor. Kitapta beni ilk durduran cümle şu oldu: "Her insanın içinde çok büyük ve yenilmez bir umut gizlendiğini, en dayanılmaz acıların bile bu umudun hakkından gelemeyeceğini..." Çünkü hayat bazen bize her şeyin bittiğini düşündürür. Ama içimizde, vazgeçmeyen küçücük bir ses hep yaşamaya devam eder. Belki de umut tam olarak budur. ---- Roman ilerledikçe bu sorular yalnızca Jaïro'ya değil, bana da yönelmeye başladı. Hayatımda beni "öteki" hissettiren zamanlar oldu mu? Olduysa beni yalnızlaştıran gerçekten farklı olmam mıydı, yoksa insanların bana yüklediği anlamlar mı? (ki oldu! Onlarla yeniden buluştum) ----- Michel del Castillo bu kitap için "Bu mutlak umutsuzluğun kitabıdır." demiş. Ben ise kitabı bitirdiğimde umutsuzluğu değil, umudun direncini düşündüm. Aktif Umudu!

Yol, yolcu, yolculuk

Yol mu, Yolcu mu, Yolculuk mu?

'Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır... Bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!' Kanımın artık deli aktığı, rüzgarla dans ettiği, hafta yedi benim altı sokakta olduğum gezdiğim tozduğum eller havaya olduğu yıllar. Ah o yıllar! Aşk’lar. Sevinçler, göz yaşları. Yaşamın zıtlıkları ile var olduğunu deneyimlediğim yolculuk vakti gelmişti sanki. Zaman zaman beni o yaşlara ışınlasalar derim hala. Tek şartla aynı yolcularla!!!

İnsan olmak

İyi bir Sünni, İyi bir Alevi, İyi bir Müslüman, İyi bir Hristiyan, İyi bir Yahudi, İyi bir dindar, İyi bir ateist, İyi bir Türk, İyi bir Kürt, İyi bir Laz, İyi bir Çerkez, İyi bir göçmen, İyi bir halk, Olmadan önce, İyi bir insan olmalıyız. Çünkü iyi bir insan, Sokakta merhaba demek, Savaşta omuz omuza …

Okumaya devam et İnsan olmak