Çamur ve Hayat…

Ayşe Kulin “Füreya”yı okuduğum zaman başladı seramik tutkum. Füreyya Koral’dı rol model. Onun eserlerinden, tutkusundan, coşkusundan ve hayallerinin peşinden koşmasından çok etkilendim.

Nerede seramikten bir duvar pano, kaftan, form, çanak, çerçeve, eser görsem depreşiverirdi tutkum.

Hadi diyordu, hadi! Başla artık! Öteleme! Ancak oğlum küçük, İstanbul büyük, günler az. Yani mazeret çoktu hayale dalmak için…

Derken İzmir’de devam etti yaşam. Ben İzmir’e, İzmir bana yabancı! Ne yapılır? Nerelere gidilir? Aktiviteler nelerdir? soruları sıralandı. Ve o muhteşem buluşma, seramikle tanışma Sevgili Sümer Tömek Bayındır’ın; “Hadi Ege’yi de al gel! Hafta sonu seramiğe gidiyoruz, size de değişiklik olur” demesiyle başladı.

İçim kıpır kıpır! Tabii olur dedik. Ve bir cumartesi günü kendimizi seramik atölyesinde bulduk. Bende bir heyecan, tatlı bir telaş, yeni bir öğrencinin çekingenliği… Tarifi mümkün değil. Şimdi yazarken bile aynı heyecanı hissedebiliyorum. Üstelik seramik ile uğraşacak olan ben değil oğlum Ege!

Bir yandan Ege’yi ve diğer çocukları izliyor, bir yandan kendimle konuşuyorum. Bir yanım al şu çamuru eline ve yıllardır hayalini kurduğun seramik çalışmasına ilk adımı at diyor, diğer tarafım yapabilir miyim diye düşüncelerimi kemirerek cesaret kırıyor. Bu arada devreye seramik öğretmenimiz Sevgili Özlem Okatan giriyor ve neden oğlunuzla birlikte denemiyorsunuz diye o can alıcı soruyu soruyor. Acaba o kadar belli mi ettim duygularımı diye sorgulamadan edemiyorum ve tüm tedirginliğime rağmen yeni oyuncak alınmış bir çocuk gibi büyük bir heyecanla alıyorum çamuru elime…

*****

Üzerinden tam 5 yıl geçti… Çamura her dokunuşta aldığım, yaşadığım mutluluk. Tüketmenin değil, üretmenin mutluluğu. Hayata kendi ellerinle verdiğin şeklin mutluluğu. Hayalini gerçekleştirebiliyor olmanın verdiği mutluluk. Ve en önemlisi bu keşfi anlamanın mutluluğu.

Çamur bana çok şey öğretti. Sabretmek, dinlemek, görmek, anlamak… Çamurun üzerindeki çatlak, birbirine tutunsun diye attığın çentik, fırından çıktıktan sonra aldığı şekil ya da haftalarca uğraştıktan sonra içinde hava kaldığı için paramparça ve tuzla buz olmuş hayaliniz! Hayal kırıklığınız. Veya boyadığınız çanağın, lalenin, çınar yaprağının fırından çıktıktan sonraki o muhteşem görüntüsü. İnişler, çıkışlar…

Ve gelelim bir diğer muhteşem âna! Sevgili Mehmet Tüzüm Kızılcan’ın öğrencisi olmaya. Yolumun Sevgili Kızılcan’ın atölyesi ile kesişmesindeki duyduğum gurura. Sevgili Kızılcan’ın bir eserini ve benim çok başarılı öğrencilerimden biri dediği Sevgili Ömür’ü tanıştırma ve paylaşma anına! Yüzündeki gururu ve mutluluğu görmeye! Yaptığı işe olan saygısına tanıklık etmeye. Benim için çok ama çok değerli olan bu güzel tecrübeye.

Ben atölyenin çaylağıyım. Şimdilik! Sevgili Öğretmenim yaptıklarımı değerlendirirken örnekler veriyor. Öyle matah bir şey yapmıyorum. Küçük küçük çanaklar yapıyorum. Yiyecek daha çok fırın ekmek var. Emek istiyor hem de çok! Yaptığın formlara ve o formların hayat ile olan bağına dikkat et diyor. Bir kuşu nasıl görürüz? Havada ve hareketli! Çamuruna ona göre şekil ver diyor. Sonra başka bir forma geçiyor ve bak ne kadar da sağlam duruyor, yere basıyor diyor, güçlü. Bir diğer form üzerinde biraz çalışıp bana da gösterdikten sonra bak ne kadar dinamik artık ben de bir bireyim ve ben de varım diyor.

Çamurla olan aşkımı yani hayata nasıl şekil verdiğimi gözlüyor.

Sevgili Öğretmenimiz atölyemizdeki yemek sohbetlerinde bize sadece sanat ile değil hayat ile de ilgili dersler veriyor. Bize aktardığı ve bir röportajında da verdiği bir anekdotu paylaşmak istiyorum. Sevgili Kızılcan diyor ki “Çok bireysel bir dünyada yaşamaya başladık. Çok uzun zamandır “biz” sözcüğünü duymuyorum, herkes “ben”. Bu durum sanata da yansıdı tabii ki, sanatçı da öyle olmaya başladı. Her şey bir şov haline geldi. Gerçek yaşamın dışına çıktık”* diyor. Yaptığınız işi sevin, şikâyet edip enerjinizi tüketmeyin diye de ekleyiveriyor.

Şimdi hayata ve hayallerinize verdiğiniz şekli, dokunuşlarınızı, ilişkilerinizde kenetlenmek için attığınız o çentikleri bir düşünmenizi istiyorum. Birkaç dakika ayırın lütfen. Okul yıllarınızı. İşinizi veya profesyonel yaşamınızı. Aşklarınızı. Heyecanlarınızı. Karşınıza çıkan pürüzleri. Başarılarınızı. En değerlilerinizi.

Çok da farklı değiller, değil mi! Artık kontrolü ele alıp, farkındalığımızı artırıp, hayal kurup o hayalin peşinden koşmak için bizi engelleyen nedir? Asıl olan aynı çamura şekil verip ruh kattığımız gibi hayatımıza da verdiğimiz şeklin farkına varmak.

İster kurumsal bir yapının içinde olun, ister o kuruma hayat veren ve bugünlere getiren kişi olun. Önceliğimizde kimler var? Kimlere dokunuyoruz? Ne kadar anlamlandırıyoruz hayatlarımızı? İletişim ve ilişki becerilerimiz nasıl? İletişe biliyor muyuz? Ailemizi, evlatlarımızı, dostlarımızı, iş arkadaşlarımızı, işimizi, hırslarımızı, hayallerimizi ve ilişkilerimizi nasıl yönetiyoruz?

Ben hayal kurma ve o hayalin peşinden koşma tutkumu sevdiklerime borçluyum. Yıllardır kurdukları hayallerin peşinden koşuyorlar! O tutkuyu, coşkuyu yaşamak gerek! Şanslıyım.

Bir diğer rol modelim ise rahmetli dedem. Yıllarca terzilikten kazandığı para ile pazar çantasında tuğla taşıdı. Ve yıllar içinde 3 katlı evini inşa etti. Dedem hayata tutku ile bağlıydı. Onun hayali ses sanatçısı olabilmekti ama şartlar ona bu izni vermedi. Ancak her attığı ilmeğe söylediği şarkıların nameleri eşlik etti. Hiçbir şeyin imkânsız olmayacağını öğretti bize. ‘Ne yaparsanız yapın yeter ki severek ve isteyerek yapın’ dedi. Kenetlenin ve sahip çıkın birbirinize.

Sizler hayal kuruyor musunuz? Ve en önemlisi o hayallerin peşinden koşuyor musunuz? Siz hayatınıza nasıl şekil veriyorsunuz? Havada mısınız, yerde mi? Hava kabarcıklarından tuzla buz olmaktan korkuyor musunuz? Sizi neyin cesaretlendirmesini bekliyorsunuz? Yapamam, olmaz, nasıl olur, hadi canım… Mazeretleri uzatabiliriz.

Korkmayın kabarcıklardan, kırarsak bir tane daha yaparız. Hata yapmanın nesi kötü! Öğrenmenin en doğal yolu değil mi? Korkmayın olmazlardan! “Olur hem de muhteşem olur” Bir yol, bir olur mutlaka bulunur.

En kötü ne olabilir ki! Denemekten, tökezlemekten, korkmadan başlayın artık. Ötelemeyin!

Hadi hayatınızın kontrolünü, çamurunuzu alın artık elinize… Ve şekil artık güç sizde….

*”www.izmirdergisi.com” röportajından alıntı yapılmıştır.

#hayat #hayal et #hayallerinpeşinde #seramik #tutku #şekilver #sabır #sabretmek #farkındalık*

”www.izmirdergisi.com” röportajından alıntı yapılmıştır

İmza : Ben

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s