Bu yıl okuduğum bazı kitaplar bende derin izler bıraktı. Algernon’a Çiçekler bunların başındaydı. Canım Charlie ve Algernon’un affına sığınıyorum ama galiba tahtlarını Theo’ya kaptırdılar.
Theo, bana uzun zamandır hissettiğim ama kelimelere dökemediğim duygularımın resmen vücut bulmuş hali oldu. İki günde soluksuz neredeyse hiç ara vermeden okudum, yuttum. Ve gerçekten bazı kitaplar bitmiyor, seninle yaşamaya devam ediyor. Theo, Asher, Tony, Simone, Ellen, Bay Ponder ve asistanı Bayan Gidley bile (okuyunca anlarsınız) bir süre benimle gezinecekler, net. Daha üzerine konuşurum ben.
Theo; insan ilişkilerini, dostluğu, kayıpları, umudu ve hayatın anlamını sorgulayan ve inanılmaz duygu yüklü bir roman. Bugün kitabı bir dostuma anlatırken gözlerimin dolduğunu fark ettim. İtiraf ediyorum birkaç damla da akıverdi. Sıcak, sıcacık bir kitap. İnsanın yüreğine dokunan.
Theo’nun başkalarının hayatında bıraktığı izler bir tarafa, başkalarının hikayelerine eşlikçi olmanın da bambaşka olduğunu anlatan, hatta biraz da ileri gidip hissettiren bir kitap. Çoğu zaman hadi ama bu kadar da olmaz ki derken bulsam da kendimi, nihai niyeti öğrendiğimde evet oluyormuş deyiverdim. Hem de çok güzel oluyormuş. Yani neymiş; Samimi Niyet…
Kitapta konu önce portreler gibi görünse de o portlere ait hikayeler, bambaşka hayatların dünyasına açılan kapılara dönüşüveriyor. İnsanları yargılamadan dinlemeyi, anlamaya çalışmayı ve her birine kendisinin değerli olduğunu hissettirmeyi o kadar güzel ve zarif bir şekilde aktarıyor ki, zaten o zarafete ve özene hayran kalıyorsunuz. Benim özlediğimin de o zarafet ve özen olduğunu fark ettim.
Günümüz dünyasının hoyratlığı, sertliği, öfkesi, saygıdan uzak ve fütursuzca kalp kıran halleri dokunuyor bana. Belki de giderek daha seçici olmam, yalnızlığı zaman zaman bilinçli olarak tercih etmem biraz bundan. İnsanlardan uzaklaşmak değil niyetim; samimiyetin, inceliğin ve karşılıklı özenin olmadığı ilişkilerden uzak durmak. Şikâyetim yok, öte yandan buruluyor da yüreğim.
Kendi hayatında fark etmediğin, belki de ettiğin, boşlukları, susturduğun soruları ve adını koyamadığın duyguları gösteriyor. “Theo” bende tam da öyle oldu.
Neyse kitaba geri dönüyorum; İnsanın belki de en temel ihtiyaçlarından biri, yalnızca görülmek değil, gerçekten fark edilmek, duyulmak ve anlaşılmaktır.
Oysa çoğu zaman birbirimizin yanından geçip giderken yüzleri görüyor, hikâyeleri kaçırıyoruz. Her insanın dışarıdan görünmeyen mücadeleleri, içinde taşıdığı kırgınlıkları, yarım kalmış hayalleri, sevinçleri ve kayıpları var. Belki de bu yüzden bir insana verebileceğimiz en kıymetli armağan, ona ayırdığımız zaman ve gösterdiğimiz içten ilgidir.
Her zaman bir çözüm üretmemiz, öğüt vermemiz ya da büyük iyilikler yapmamız gerekmez. Bazen yargılamadan dinlemek, anlamaya çalışmak, küçücük bir incelik göstermek bile bir hayatın akışını değiştirebilir. Çünkü iyiliğin gerçek değeri, büyüklüğünde değil, ardındaki niyette ve karşılık beklemeyen samimiyetinde saklıdır. Samimi niyetinde
Üstelik insan ilişkileri görünmez bağlarla örülüdür; (Türker Kılıç hocama da atfetmeden geçmeyeyim) farkında bile olmadan söylediğimiz bir söz (bazen de farkında!), uzattığımız bir el ya da gösterdiğimiz bir anlayış, başka birinin hayatında hiç ummadığımız izler bırakabilir. Belki de asıl mesele, kaç insanın hayatından geçtiğimiz değil, kaç insanın hayatına gerçekten dokunabildiğimizdir.
Okuyacaklar için daha fazla anlatmayayım.
Ve sizlere üzerine düşünmek için birkaç soru hediye edeyim.
- Gerçekten dinliyor muyuz? Mesela gözlerdeki izlerin peşine düşüyor muyuz?
- Peki ya özen ve özgünlük!
- Mütevazilik, alçak gönüllülük?
- İyilik yapmakla bir insanın hayatında iz bırakmak arasında nasıl bir fark var?
- Kendi portrenizin arkasında, başkalarının bilmediği hangi hikâye var?
Ve kaçımız “kendimizi yaşama sanatı”na adadık?
Kitabın arka kapağında “bir insanın hayatını değiştirmek için bazen tek gereken şey, gerçekten görülmektir.” Diye özetliyor. Kitap gerçekten görmek üzerine. Hem de gönül gözüyle
Gönül gözünüz açık olsun.
Sevgiyle,
İmza : Ben
29 Ekim 2026, İzmir
Not: Cevaplarınızı benimde paylaşsanız ne güzel olur. Ne dersiniz?