“Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat söylediği her şeyi düşünür. Mevlâna”

Dinlemek… Anlamak… Konuşmak…

Kızılderili şifacılar kendilerine gelen hastalara/şifa arayanlara 3 soru sorarmış.

  • En son ne zaman şarkı söyledin?
  • En son ne zaman dans ettin?
  • Ve en son ne zaman hikâyeni başkalarına anlattın?

Bu sabah Gediz’e gelirken arabada şarkı söyledim, çok elverişli olmasa da yine arabada dans etmeye çalıştım ve şimdi karşınıza benim hikâyemi anlatmaya geldim.

Ben Tokat Turhal’da doğdum. Benim büyüdüğüm kültürde, çocukların konuşması için önce büyümen gerekiyordu. Kız ya da erkek fark etmez. Dinlemeyi, konuşulanı anlamayı ve yeri geldiğinde konuşmayı ben böyle bir ortamda öğrendim. Susturulmadım, fikirlerim hiçbir zaman değersiz bulunmadı bilakis bu konuda aileme çok şey borçluyum. Bana yeri ve zamanı geldiğinde konuşmayı, fikirlerimi paylaşmayı öğrettiler. Büyüdüm. Büyürken de 3 düstur edindim.

Birincisi ilk defa 5 yaşında duyduğum rahmetli babamın vasiyetiydi. Ne yaparsan yap onur için yap. Yaşamın boyunca asla Onur’undan vazgeçme. Bu vasiyeti bir kez de lise son sınıfta tekrarladı.

İkincisi hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığı ve üçüncüsü her şeyin bir sonucu olduğuydu. Sonuç; Pozitif, negatif. Olumlu, olumsuz… Hoşumuza gitsin ya da gitmesin, mutlaka bir son var. Tesadüf olmaması konusunda kaderci diyebilirsiniz. Değil!

Ben ilkokulu Turhal’da ortaokulu Tokat’ta ve Liseyi İstanbul’da 2 farklı okulda hatta iki farklı kıtada okudum. Bu yolculuk bana farklı eğitim sistemleri, arkadaşlar, öğretmenler ve hatta farklı kültürlere ait şehirlerde yaşamayı, ayakta durmayı öğretti.

İlişkilerin emek, hoşgörü, samimiyet istediğini öğretti. İletişimdeki dengeye ilişkin ise önce dinlemek, sonra da anlayarak konuşmak gerektiğinin anlamını bir kez daha öğretti.

Ben liseden sonra Üniversiteye Açık Öğretimde devam ettim. Anadolu Üniversitesi İş İdaresi olarak girdiğim bölümü 10 yıl sonra, İdari ve İktisadi bilimler fakültesi işletme bölümünden mezun olarak tamamladım.  Açık öğrenimi kazandığım yıl, yani 17,5 yaşında, geçici yaz dönemi sekreteri olarak çok uluslu bir firmada çalışma hayatına adım attım.

Çalışma hayatımın ilk yılları, tüm iletişim ve ilişki içinde olduğum ortamlarda samimiyet ile laubalilik arasındaki ince çizgiyi, sınırlarımı, yapabileceklerimi ve yapamayacaklarımı öğrenerek geçti.

Sekreterlik bugün mesleğimin mihenk taşıdır. İletişim ve ilişki yönetiminin en iyi öğrenileceği alandır. 8 yıl bölüm ve 2 yıl da genel müdür asistanlığından sonra yolum yine aynı şirketin Halkla İlişkiler birimi ile kesişti. Hedef kitlem çalışanlar ve müdürler arasından, şirket ile iç ve dış dünyaya doğru kaydı. Basın Mensupları, Kamu kurum ve kuruluşları, çalışanlar, bayiler, iş ortakları derken kitle büyüdü, büyüdü. İletişimin ve ilişkilerin yönetim boyutu da beraberinde.  Zaman ve onca deneyim beni neye hazırladı ise onunla yüzleşme yıllarıydı bunlar.

Sonra daha faklı bir kulvara geçtim. Kurum ile dış dünya arasında iletişim ve ilişkilerin yönetimine. Benzerlikler de vardı, farklılıklar da. En büyük fark da sorumlulukların boyut değiştirmesiydi. Alınan kararlarda, kurumunuzun faaliyet alanlarını etkileyen konularda gerektiğinde direk söz sahibi olabiliyor, gerektiğinde ise değişimin sorumlusu olabiliyordunuz. Pazarlama iletişiminden, çalışan iletişimine, kriz ve konu yönetiminden itibar yönetimine kadar birçok disiplini uygulamalı öğrendim. En son da ilişki yönetimi ve Lobiciliği deneyimledim. Lobi sözlük anlamı Lobicilik; hükümetler tarafından verilen kararları etkileme çalışmasıdır. Bunlar doğrudan doğruya etkileme faaliyeti ve dolaylı etkileme faaliyeti şeklinde olmaktadır. Lobicilik, bilimsel araştırmalara ve istatistiklere bağlı olarak yapılmaktadır. Bu anlamda lobicilik, sistematik ve stratejik bir planlamayı gerekli kılmaktadır. Siyasal İletişim Enstitüsünde de belirtildiği üzere lobiciliği, karar verme süreçlerini etkileme ve yönlendirme stratejisi olarak yorumlayabiliriz. Bence Lobi, ilişki yönetiminin yanı sıra zaman zaman resmi kurum ve kuruluşlara dönük yüzünüz ile firmanıza dönük bir ara yüz hatta arabulucu…

Birçok sektörde sizler de rahatça gözlemleyebilirsiniz. Birileri bir yerde bir karar alır ve birileri de alınan bu kararları uygular, uygulamaya çalışır. Bazen alınan kararlar gerçek yaşamdan uzaktır. Zorlar, bıktırır, insanları birbirine düşürür.  Bilimsel araştırmalar ve istatistikler de burada devreye girer. İhtiyari alınan kararların önüne geçebilmek için son derece önemlidir. Bu süreç sosyal ağlar ve yüksek iletişim becerileri ile yürütülen zorlu ve çoklu kaosları içerir.  Bir yer edinmek için öylesi kaygan bir zeminde kişisel tanınırlığınız, güvenirliliğiniz büyük önem taşır. İletişim ve ilişki yönetiminde kamuoyundaki davranış değişikliğinin yanı sıra lobicilikte reform ve yönetmeliklerdeki değişikliği de hedeflersiniz.

Derken bundan 7 yıl önce İzmir’e geldim. Hiç tanımadığım ve tanınmadığım bu şehirde çalıştığım kurumun iletişiminden ve ilişkilerin yönetiminden sorumluydum. Bu yolculuk da bana, hayatta imkânsız denen illetin ilacının ‘zaman’ olduğunu öğretti.

Bu yıl iş hayatımda resmî olarak 26 yılı tamamlıyorum. İlk 18 yılım benim lisans eğitimimdi. Mesleki ahlâkı, ciddiyeti, sadakati, anlayışı, paylaşımı, birlikteliği, dostluğu, abi ablalığı, sonuç odaklı çalışmayı, birlikteliklerimizin kıymetini ve hatta karşı fikirlerde olsak da kişiselleştirmeden iş hedeflerimize odaklanma anlayışıyla iş yapmayı öğretti. Sonraki 7 yılım yüksek lisansım ve şimdi doktora yapıyorum. Çok uzun bir yoldu. Ama her bir adımına değdi. Bu 26 yıl bana ilişkilerimi, dostluklarımı pamuklara sararak, koruyarak sahip çıkmayı öğretti. Bu 26 yılda eş oldum, anne oldum, dost oldum. Sevgili Eşim Burak meslekî ve kişisel gelişimimde çok destek oldu. Oğlum Ege ise yeniden oyun oynamayı, dans etmeyi, şarkı söylemeyi, parklarda birlikte kaymayı, salıncakta sallanmayı, vücut dilinin kıymetini, empatiyi öğretti. Tarif edilemez bir mutluluk benim için.

İlişki emek ister samimiyet ister dedim. Şimdi sizlerden hafızalarınızı/zihninizi yoklamanızı rica ediyorum. Hafızanızdaki rehbere kayıtlı yüzlerce, hatta bazılarınızda binlerce isim var. Ama sıralamada % kaçı iş için % kaçı kalbinize dokunanlar? Hangi sıklıkta arıyorsunuz? Doğum günü, yıldönümü, bayram seyran sohbet ediyor musunuz? Hayatın koşturması arasında onlar da kayıp gidiyorlar mı? Ya eşleri, çocukları, anne-babaları. Ne zaman evlendi? Sünnet oldu? Doğum yaptı? İş kurdu? Yeni işe başladı. Ne kadar dokunuyorsunuz sevdiklerinizin yaşamlarına. Benim listemde kalbe dokunanların oranı %80. Kısacası çok zengin olduğumu düşünüyorum. Dün bıraktığım yerde başlayabilmenin zenginliği. Aradaki zamanın ve mesafelerin hiç de önemi olmayan bir zenginlik bu.

Geçmişte yaşadığım her türlü zorluk, engel, mücadele bugün ben olmamı sağladı. Gerçekten zordu. Çocuktum. Tecrübesizdim. İnandım, İnandılar. Yaparım dedim. Yapar dediler. Güvendim, Güvendiler. Korktum. Heyecanlandım. Hatta bazen yaprak gibi titredim. Kalbim zaman zaman yerinden çıkacak gibi oldu. Başarma azmi ve tutkusu vazgeçmemeyi öğretti.

Meslek hayatım boyunca her günüm bir öncekinden farklı oldu. Dinamizm ve heyecan hep vardı. Tek düzelikten söz edemezsiniz. Her yeni gün yeni bir şeylerin çözümü için okumak, araştırmak ve durmadan öğrenmek. Öğrendiğiniz her şeyin bir gün, yaşam puzzle’ınızda önceden hazırlanmış olduğu yere oturmasını seyretmek…  Nerede yaşadığınız, çalıştığınız tabii ki önemli, ama birey olarak sizin hayata ne kattığınız da bir o kadar önemli.

Hayatınız boyunca ne yaptığı kadar nasıl yaptığına ve ne söylediği kadar nasıl söylediğine dikkat eden, dinleyen, anlayan, şarkı söyleyen, dans eden, hikâyelerini paylaşan ve bilerek konuşanlarla karşılaşmanız dileği ile… Saygılarımı sunarım.

Konuştuğun zaman, sadece bildiklerini tekrar edersin, ama dinlersen, yeni şeyler öğrenebilirsin. (Dalai Lama)

#hayat #hayatadair #tecrübe #birikim #işyaşamı #yol #kazanım #iş #dostluk #öğrenme

“Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat söylediği her şeyi düşünür. Mevlâna”” üzerine 2 yorum

  1. Geri bildirim: Dinlemek… Anlamak… Konuşmak… “Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat söylediği her şeyi düşünür. Mevlana” | arzuamirak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s