Sihirli Değnek

Sihirli Değnek

Hayat bazen öyle bir girdabın içine alıyor ki zihni, kalbi, bedeni kontrolden çıkıyorsun.

Hep bir zorunluluklar, hep bir şeylere, bir yerlere yetişme telaşı. Kalpte hep fazladan atmalar. Araya uzun zamandır göremediklerini sıkıştırma gayreti. Aslında o sıkıştırmalar, biraz kendine alan açıp, özgürleşme ihtiyacı. O molalar da olmasa nasıl dayanılır ki! Hoş bazen o alandan, molalardan bile suçluluk duyduğun anlar da olmuyor değil hani.

Girdap etrafındaki herşeyi içine çekme gücü ile yanıp tutuşurken, girdabın dışını sen görürsün aslında. Biraz güç bulup çıkmak için çabalarsın da. Bilirsin çünkü, o döngünün sadece birkaç metre ötesindeki mucizevi manzarayı, yaşamı.

Hatta; ya ben o alanda sakin sakin yaşıyordum nasıl oldu da geldim buraya diye sorarken bulursun kendini. Sonra aklına gelir. O, sana bir ip atmış seni içine çekmek için yolu hazırlamıştır. Birilerini mutlu etmek için çabalarsın ki, ilk ip sana öyle gelmiştir. Tutarsın ipin ucundan. Sonra davetkar bir şekilde fısıldar kulağına “hadi ama sen olmazsan nasıl yaparlar” der. Sonra fısıltı artık yüksek sesle konuşana dönüşür. Çağırır seni. Heyecan var burada gel der. Dinamizim var, hareket var der. Durmaz, devam eder “Sen güçlüsün, sen kazanansın, sen olmazı olduransın” Sen olmazsan standartlar düşer, yaşanması gerekenler yaşanamaz ona göre der”. Eh sende alıştın ya o konfora korkarsın. Yaşanacakların yaşanamayacığının sorumlusu zannedersin kendini. Suçlu hissedersin.

Sormazsın hiç. Peki ya siz? Siz neden o standartlar için çabalamıyorsunuz? Bu soruyu hep pas geçersiniz. Bir defa kulağa fısıldanmıştır. Sen olmazsan!!! Ben olmazsam!!! Gittikçe daha çok yaklaşırsınız, ip artık bitmiş ve siz o döngüye girmişsinizdir. Nefessiz kalırsınız. Işık soluklaşır. Her defasında kafanızı çıkarmaya çalışırsınız.

Ve siz dibe çekildikçe bir anda bir sihirli değnek değmiş gibi “aha” deyiverirsiniz. Bir mucize olur. Bir dakika ya. Bu, bu değildi ki benim istediğim yaşam, hayalim, hedefim vb. döner durur zihninizde. Kalbiniz farklı atmaya başlar. Korku, kaygı, endişe yerini yaşama tutunma heyecanına ve coşkusuna bırakır.

Yardım ararsın, bakınırsın var mı birileri etrafta diye. Gördüğün anda etraftan geçenlere bağırmaya başlarsın. Belki de hayatınızda ilk defa yardım istiyorsunuz! Hiç almadınız ki bugüne kadar. Hiç yardım istemediniz ki. Ya da haksızlık etmeyeyim, istediniz ama almaya alışık oldukları için hep hayır dediler. Bir gün evet derler diye beklediniz, olmadı. Neyse, hep verende kaldınız böylece. Vermeyince kabul görmeyen, sevilmeyen, istenmeyen kodlar işlendi zihne, bedene, kalbe.

Gelelim o coşkuya. Yeni doğan bebeğin onun eliden tutan ilk parmaya yapıştığı gibi tutunmak istersiniz dışarıdan uzatılan ele. Aylarca birlikte yaşadığın o sıcaklıkla seni sarıp sarmalayan o anne şefkati gibi olan o sihirli değnek yine yapacağını yapar ve “aha” farkındalığı ile tutar elinizden. Çıkarır sizi oradan.

Kan, ter içinde kalınmış, nefesler hala düzensiz, kalbiniz hala güm güm atıyor. Biraz soluklanayım diyorsunuz. İp hala ayağınıza dolanık duruyor bir şekilde. Hani elini versen kolunu alır misali orada. Biraz daha soluklanınca usulca, zarif ve şefkatli bir şekilde çözüp bırakıyorsunuz ipi. Teşekkür ediyorsunuz hatta.

Hadi diyor değnek elinde. Hatta o kadar da iddialı bu değnek. Sen dile, ben yapayım. Güç bir anda sana geçiyor! Dile bakalım ilk sırada ne var? Ne yapmak istiyorsun? Nasıl bir değişim olsun hayatında? Neyi farklı yapabilirsin artık! Seni ne hareteke geçirir? Nasıl bir senaryo yazar ve nasıl bir başrol oynarsın? Sahne senin der…

Hani kişisel gelişelim muhabbetlerinde olur ya; dünyayı gezmek istiyorum deyip durursun ve biri bir gün çıkıp gelip tutar kolundan seni bir seyahat acentesine götürür. Yada daha iddialıdır. Havaalanına gel der ve hadi seç! Nereden başlamak istersin? Hangi ülke, şehir? Dona kalır. Bilmem hiç düşünmedim deyiverir birden. Oradadır kişi. Tüm imkanı da vardır ama nereye gideceğini bilmez. Sadece sözde hep yaparım ederim gibi kelimeler. Aksiyon dendiğinde tutukluk yapar.

İşte o ipi ayağından çözdüğünde ve tutmayı bıraktığında bilirsin ilk rotanın nereye olduğunu. İlk rotanın kendine ve kendi odağına olduğunu anlarsın. Sonra etki alanın genişler, başlarsın yeni keşiflere. Sınırları olmayan kendinin sınırlarını fark edersin. Neyi isteyip neyi istemediğini. Neyi aslında gerçekten sevip, sevmediğini. Hoşlanıp hoşlanmadığını. Başkalarına evet derken, kendine ne kadar çok hayır dediğin gerçeğini gördüğünde ise yine bir “aha” oluverirsin.

Yaşam bir gün, o da bugün diyorlar ya, öyle gerçekten. Bir zamanlar çevrendekileri yaşatmanın, mutlu etmenin sorumluluğu, suçluluğu gitmiş, an’ın ve an’da kalmanın, birlikte yaşamın ve mutluluğun farkındalığı gelmiştir.

Şimdi size yolluyorum sihirli değneği. Güç sizde artık!

Hayal edin, isteyin, dokunun gerçek olsun. Sahne sizin 😊

Mucizeleri gören olun…

Sevgiyle…

İmza : Ben

Sihirli Değnek” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s