İnsan Olmanın Ölçüsü Nedir?

İlk bakışta dışlanmış bir cücenin hikâyesi gibi görünen bu roman, aslında insanın kabul görme arzusunu, ötekileştirilmeyi, güzellik ve çirkinlik kavramlarını, sanatın iyileştirici gücünü ve toplumun vicdanını anlatıyor. Ama en çok da... İnsanı anlatıyor. Kitapta beni ilk durduran cümle şu oldu: "Her insanın içinde çok büyük ve yenilmez bir umut gizlendiğini, en dayanılmaz acıların bile bu umudun hakkından gelemeyeceğini..." Çünkü hayat bazen bize her şeyin bittiğini düşündürür. Ama içimizde, vazgeçmeyen küçücük bir ses hep yaşamaya devam eder. Belki de umut tam olarak budur. ---- Roman ilerledikçe bu sorular yalnızca Jaïro'ya değil, bana da yönelmeye başladı. Hayatımda beni "öteki" hissettiren zamanlar oldu mu? Olduysa beni yalnızlaştıran gerçekten farklı olmam mıydı, yoksa insanların bana yüklediği anlamlar mı? (ki oldu! Onlarla yeniden buluştum) ----- Michel del Castillo bu kitap için "Bu mutlak umutsuzluğun kitabıdır." demiş. Ben ise kitabı bitirdiğimde umutsuzluğu değil, umudun direncini düşündüm. Aktif Umudu!

Uydurmaca Masallar*

Uydurmaca masallarım ya da hikayelerim vardı benim. Oğlum küçükken her gece belirli ritüellerimiz olurdu. Tören gibi. Özenli. Hikayelerimiz ya da oğlumun tabiri* ile "uydurmaca masallar" bunlardan biriydi ve çok eğlenceliydi. Nasıl buldum, nasıl aklıma geldi ve başladık hala bilmiyorum. Öylesine çıkıvermişti. Çok seyahat ettiğim için evde olduğum her vakti onunla geçirmeye özen gösteriyordum. Oyunlar, resimler, …

Okumaya devam et Uydurmaca Masallar*

El-alem hapishanesi!

El-alem, el alem, e-la-lem… Bir diğer deyişle mahalle baskısı… Bir başka deyişle sabotajcı… Zihnin içi vıdı vıdıcılarla dolu. Durmadan; “Olmaz”, “yapılmaz”, “aaa filancanın kızı da/oğlu da böyle yapmıştı. Ne oldu? Aldılar boylarının ölçüsünü oturdular”. “Ne derler sonra?” “Bize yakışmaz” “sana yakışmaz” vıdı vıdı vıdı… Konuyla ilgili çok yazı var, çok araştırma var. Mesela birinde; “kulakları tıkayarak …

Okumaya devam et El-alem hapishanesi!