Üslup, sadece konuşma tarzımızı değil, aynı zamanda karşımızdakine verdiğimiz değeri, onu anlama çabamızı ve saygımızı gösteriyor, dostlar. .... Bence; teşekkürü, ricayı, gerektiğinde özrü bilmektir üslup. Özen göstermek, özenli olmaktır.
profesyonel, pozitif, tutkulu, hoşgörülü, farkındalığı yüksek, motive eden, ilham alan & veren
Üslup, sadece konuşma tarzımızı değil, aynı zamanda karşımızdakine verdiğimiz değeri, onu anlama çabamızı ve saygımızı gösteriyor, dostlar. .... Bence; teşekkürü, ricayı, gerektiğinde özrü bilmektir üslup. Özen göstermek, özenli olmaktır.
İlk ne zaman başlamıştı acaba benden beklenti? Ben, benden durmadan bir şey bekledikleri için mi öğrenmiştim beklenti içinde olmayı…
Görünme çabamız, oldurma gayretimiz ve tüm bunlar olurken kendimize, çevremize karşı sevgimiz ve iznimiz! Değersizliği, çaresizliği, kibri, kimlikleri, mahcubiyeti, kızgınlığı, utancı, bezginliği, umutsuzluğu, güvensizliği, pişmanlıkları, yalnızlığı, dahil olmayı, ciddiye alınmayı, duyulma hallerimizi hem kurumsal hayatta hem özel yaşamımda gözlemledim. Hoş birçoğunu da deneyimledim.
Elinden gelenin en iyisi gerçekten bu mu, diye sorasım geliyor. Sonra duruyorum. Duruyorum durmasına da sonradan oluyor olanlar 😊 Dünyada görmeyi istediğimiz değişimin kendisi olalım demiş ya Gandhi o zaman haydi başlayalım… İğneyi kendimize çuvaldızı ele misali olsun bu yazı.
Zihnin susması kalbin durması gibi bir şey aslında. Sadece aradaki dengeyi nasıl bulacağız? Gerçekten istediğimiz gibi mimari bir yapıya eviriyor muyuz zihnimizi?
Sözün, dilin, özün, gözün şefkatidir, merhametidir Kalp kapısının açılmasıdır, hakikattir kavuşmak.
“Herkesi koşulsuz sevginin gözünden görmek, bir paspas olduğunuz anlamına gelmiyor!
İster fiziken, ister ruhen bazen yitip gideriz. Kayboluruz. Önümüzde gidecek yollar vardır haliyle ancak o yitlikte ne yolu görür göz, ne de o yolda yürür beden.
Her Arayan Bulamaz ‘’Hakikati, hakkı’’… Lakin Bulanlar da Arayanlardır elbet….
Sihirli Değnek Hayat bazen öyle bir girdabın içine alıyor ki zihni, kalbi, bedeni kontrolden çıkıyorsun. Hep bir zorunluluklar, hep bir şeylere, bir yerlere yetişme telaşı. Kalpte hep fazladan atmalar. Araya uzun zamandır göremediklerini sıkıştırma gayreti. Aslında o sıkıştırmalar, biraz kendine alan açıp, özgürleşme ihtiyacı. O molalar da olmasa nasıl dayanılır ki! Hoş bazen o alandan, …